Bazen durup “Biz ne yaşıyoruz?” diye düşünmüşsünüzdür. Bu, benim de zihnimi sık sık meşgul eden bir soru.
Bugün wordpress günlük yazı tavsiyesi dikkatimi çekti ve bu konuda birşeyler yazmak istedim: What are your thoughts about cryptocurrency? yani Kripto para hakkında düşünleriniz neler?
Tüm yanıtları görüntüle
Bugün yaşadıklarımıza, alışkanlıklarımıza ve modern kabullerimize bir anlam vermek istediğimde, rotamı hep insanlığın en eski köklerine çeviririm. Kendime şu temel soruyu sorarım: “Tarihin şafağındaki o ilk insanlar da bunu yapıyor muydu?” Eğer cevabım “evet” olursa, o olgunun insan tabiatının kaçınılmaz bir parçası ve mantıklı bir gereklilik olduğuna ikna olurum. Aksi takdirde, bunun modern sistemlerin bize dayattığı yapay bir illüzyon olduğuna inanırım.
Gelin bu felsefi süzgeci modern dünyanın en büyük takıntısına, yani “yatırım” konusuna uygulayalım. İlk insanlar yatırım yapar mıydı? Bu soruya tereddütsüz “evet” cevabını verebiliyorsak, yatırım yapmak akla ve mantığa uygundur. Temel ihtiyaçların ötesine geçebiliriz demektir. Peki, ilk insanlar neye yatırım yapardı? Onların portföyünde barınma, güvenlik ve karnını doyurmak gibi hayatta kalma refleksleri vardı. Çünkü o çağın mutlak değerleri bunlardan ibaretti.
Bugün ise yatırım denildiğinde, tüm bu temel ihtiyaçlara ulaşmanın tek bir anahtarı var: Para. Ancak parayı nakit olarak tutmak, modern ekonomik sistemde enflasyona karşı bile bile erimeyi kabul etmektir. İşte bu yüzden insanoğlu, doğası gereği değerini koruyacak alternatif limanlar aramak zorunda kalıyor. Yüzyılların eskitemediği altın, küresel şirketlerin ortaklığı olan borsa ve son yıllarda popülaritesi dalgalansa da dijital çağın getirdiği kripto varlıklar bu arayışın birer ürünü.
Altın, tarih boyunca rüştünü ispatlamış sarsılmaz bir kale. Borsa ise son birkaç yıldır, oynak piyasalara ve savaşlara rağmen kulaktan kulağa yayılan “büyük kazanç” efsaneleriyle geniş kitleleri büyüledi. Ancak ülkemizde ve dünyada yaşanan sert finansal dalgalanmalar, borsanın da herkes için güvenli bir oyun alanı olmadığını, bilinçsizce girildiğinde büyük yıkımlara yol açtığını defalarca kanıtladı. Ve tabii ki, arka planındaki teknoloji hala tam olarak kavranamamış olmasına rağmen, kitleleri peşinden sürükleyen o gizemli dünya: Kripto paralar.
Çevremde, akrabalarımda ve dostlarımda bu piyasanın yarattığı finansal ve psikolojik tahribata bizzat şahit oldum. Ne zaman onlarla konuşsam, kriptonun dışarıdan göründüğü gibi bir “kolay para” kapısı olmadığını anladım. İşin acı tarafı, bu piyasaya birikimlerini, hatta kredi ile ya da borç alarak para yatıranların neredeyse hiçbirinin sistemin işleyişine hakim olmamasıydı. Sonuç ise kaçınılmaz olarak ağır zararlar oldu. Şaşırmadım; çünkü yıllar önce bu piyasayı bizzat deneyimlemiş ve sistemin ne kadar kaygan bir zeminde yükseldiğini yaşayarak görmüştüm.
Tıpkı kaldıraçlı işlemler veya forex gibi, kripto piyasası da arkasında devasa bir finansal okuryazarlık ve ciddi bir eğitim gerektiren, hata affetmeyen bir yapı. Kişisel kanaatim ve tecrübem nettir: Küresel aktörler üzerinde hangi oyunları oynarsa oynasın, finansal fırtınalarda sığınılacak tek bir mutlak güvenli liman vardır, o da altındır.
Çünkü geleneksel sistemde, borsada bile arkanızda yasal bir banka veya aracı kurum bulursunuz. Kripto dünyasında ise işler tamamen vahşi batı kurallarıyla işler. Her şeyden önce, varlıklarınızı dijital bir cüzdana hapsetmek zorundasınız. Bu cüzdanların karmaşık şifreleme mantığı yüzünden insanlar şifrelerini kağıtlara yazıp saklamaya çalışıyor. Çünkü o dijital anahtarı tek bir an unutursanız, tüm servetiniz bir saniyede yok olur. Geri dönüşü, müşteri hizmetleri veya itiraz edebileceğiniz bir merci yoktur.
Üstelik bu cüzdanı nerede barındıracağınız bile devasa bir güvenlik sorunudur. Telefonunuzda tutmak ayrı bir risk, bilgisayarda taşımak ayrı bir derttir. Piyasadaki binlerce kripto paradan hangisinin gerçek, hangisinin hayali bir balon olduğunu ayırt etmek uzmanlık ister. Güvenli bir borsa bulmak labirentte yürümek gibidir. Açık konuşalım: Kripto dünyasına adım attığınız an, siber korsanların, virüs yazılımlarının ve nitelikli dolandırıcıların açık hedefi haline gelirsiniz. Bu iş, mahallenizdeki kuyumcuya gidip altın almaya ya da banka hesabınızdan tek tıkla altın hesabı açmaya benzemez.
Sözü çok uzatmadan, tecrübelerime dayanarak açık bir uyarıda bulunmak istiyorum: Eğer kripto para piyasasının dinamiklerini derinlemesine bilmiyorsanız, teknolojiyle aranızda profesyonel bir bağ yoksa, kulaktan dolma fısıltılara veya karanlık odaklardan gelen “paranızı yatırın, zengin olun” vaatlerine inanmayın. Bilmediğiniz, kontrol edemediğiniz ve doğanıza aykırı olan bu dijital kumardan kesinlikle uzak durun.




Bu sayfaya yorum yapabilirsiniz