Televizyon dizilerinde “Aşkı Memnu” gazı ile başlayan sektör “Fatmagül’ün Suçu Ne?” den sonra beğeniyle izlenen “Öyle bir geçer zaman ki” dizisi derken … Gündüz kuşağında her sene tekrar eden “Yaprak Dökümü” ve Eylül ayında nihayet sezon açıldı.

Geçen seneden hayatta kalan dizilerden olan ve izleyenleri farklı beklentilere sokan “Abi” dizisi modaya uydu ve mafya dizisi kıvamına girdi.

Hırçın Karadenizliler olan Koçarilerin ve Firtunaların kavgasını izlediğimiz “Taşacak bu deniz” hala taşmadı.

Sırasıyla hiç izlemediğim Muhtemel Aşk, Halef, gururun ön plana çıktığı Haysiyet, çok da uzak olmayan ama çocuğun ve kadının kimde kalacağı üzerine kurulu dizi Uzak Şehir, Yeraltı yer üstü, Kızılcık Şerbeti, Güller ve Günahlar, henüz ergenliği üzerinden atamayan Daha 17, bir kere baktığım ama hızla kanal değiştirdiğim Mercan Köşk, kadrosu sürekli değişen ama hiç bitmeyen dizi Gönül Dağı, arada kanallardan kaçanları zap ile kovalayan MasterChef Türkiye, dizilerle yarışamayan ve tüm Osmanlı tarihini dizi yapmaya hevesli TRT1, gülmeye hasret kalanların izlediği Güldür Güldür. Nihayet eski diziler kıvamında bir dizi olan eğlenceli ve zengin kadrosuyla Tuzlu Kahve…

Sayarken bile insanın sabrının yetmediği ve genelde konuları hep birbirine benzeyen, en sonunda konu bulamayınca ya kaçırılma ya da hastane köşesinde sona eren bölümler, tekrarlar ve tekrarlar…

Teknolojik ürünlerin son sürat geliştiği günümüzde hala bazı evlerdeki reyting cihazları ile ölçülen izlenme oranları yüzünden ekranlardan bir türlü düşmeyen kalitesiz yapımlar…

Bazı kanalların nihayet internetin farkına varmasıyla hashtag denilen etiketleri dizilerde kullanması, youtube gibi platformlarda özetlerin veya fragmanların yayınlanması ile izleyicinin neleri beğendiği nihayet ölçülmeye başlandı.

Yaşasın reyting…

Oyuncuların çekim saatlerinin uzunluğundan, izleyenlerin de araya giren reklamlarla ve dizi öncesi 1 saatlik özetle birlikte 4 saat olan bir bölümden ne beklenir ki.!

Düşünsenize Sultan Süleyman’ın hayatının konu olduğu “Muhteşem Yüzyıl” dizisi bile padişahın aşk hayatından başka bir şey olmazsa, at üzerinde geçirdiği bir ömre rağmen dizide haremden çıkmayan bir padişah olarak gösterilirse olacağı buydu.

Ey reyting sen nelere kadirsin…

Ezel’de dayıyı tam aşk çıkmazı içine girecekken öldürdüklerinde. Önce ruhuna bir Fatiha okuyup, ardından bir “şükür “çekmiştim. Dayıyı reyting uğruna o aşktan bu aşka iyice hırpalayacaklar gibi geliyordu. Kenan İmirzalıoğlu’nun aşklar arasında kalması zaten yeteri kadar reyting getiriyordu. Üstüne Kenan Birkan’ın aşkı da tamam, dizideki hemen her karakterde bir aşk sorunu var ama dayı arada daha fazla hırpalanmadan kurtuldu.

Dizide sıkıştığında birini öbürüne aşık et, gelsin reytingler…

Bence dizi sektörü acı çekiyor ve bitmek üzere ama şansını zorluyor. Dizilere bel bağlayan kanallar da aynı şekilde. Eğer bu şekilde devam ederlerse, dizilerle geçinmeye çalışan kanal yöneticileri bu kafayla giderse televizyon kanallarının yayın hayatı, aynı şekilde eğer yakında kaydırma ekranlı televizyonlar çıkmazsa televizyon satışları da sona erecek gibi görünüyor.

Bence en kısa zamanda şöyle bir dizi de yapılmalı:

Veli Kemir, okul hayatını çektiği kopyalar üzerine kurmuş bir öğrencidir. Çektiği her kopyada kendisini daha da geliştirmiş ve artık bu konuda iyice uzmanlaşmıştır. Mezun olduğu her sınıftan sonra artık kopya çekmek kendisini tatmin etmemektedir. Bu tatminsizlik, O’nu daha büyük hedeflere yöneltir. Kopya ile ilgili birşey yapacaksa, bu büyük bir mecrada olmalıdır. Hedefine yaklaşırken İTÜ’de müdür olur ve ilk denemesini burada yapar. Ancak kopya çekmedeki başarısı kopya çektirmede o kadar da iyi değildir. Ancak Veli azimle devam eder, yıllar geçer ve ÖSYM başkanı olur. Artık en büyük hedefine birkaç adım kalmıştır. Amacı üniversite sınavını şifrelemek ve kopyalatmaktır. Eğer bunu yaparsa hayatındaki en büyük tatmini yaşayacaktır. Bunun için kendisini çok geliştirmiştir. Kendisi tatmin olmuş fakat bu olaydan sıyırması için, başka tatmin olacak insanlar bulması gerekmektedir…

“Yukarıdaki bu hikayede anlatılan olaylar ve karakterler (keşke) hayal ürünü olup, gerçekle ilgisi yoktur (diyebilseydik).”

Koskoca memleketin televizyon izleme alışkanlığına, evinde reyting cihazı olan birkaç bin kişi karar verirse, bundan iyisini beklemek zaten hayal olurdu. Teknolojinin imkanlarını kullanarak milyonları da kapsayan gerçek reyting ölçümleri elde edilmediği sürece, Cemile’nin başına daha neler gelir neler…

Milyonlarca izleyicisi olan bir yayın mecrası, yöneticilerinin para hırsı ve izleyiciyi umursamadığı bir platforma dönüştü.

İşinden yorgun argın eve gelenler, okuldan çıkıp arkadaşlarından ayrılıp aynı eve gelenler, kısaca akşam vakti ailece birlikte veya misafirlikte vakit geçirenler oturup ya cep telefonuna ya da televizyon karşısına geçtiklerinde izleyecek birşey arayanlar…

Sözüm size;

Bırakın o telefonları ve kumandaları, eskilerin yaptığı gibi sohbet edin veya kitap okuyun. Konuşacak bir konu bulamıyorsanız eğer işte o zaman bir sorun var demektir.

Medyanın kontrolünden çıkmanız için hala geç değil…

Bir Cevap Yazın

SON YAZILARDAN BAZILARI

dost haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

dost haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin