Tropikal Pasifik Okyanusu’nda etkisini gösteren El Nino iklim modeli, bu sonbahar okyanus yüzeyi sıcaklıklarını rekor seviyelere taşıdı. Uzmanlar, 1950’den bu yana görülen en büyük El Nino’dan daha şiddeti bir “süper” El Nino’nun yolda olduğunu belirtiyor.
Kaynak: Sözcü Gazetesi
Benim gibi sabahları kalktığında gazetelere göz atan biri değilseniz muhtemelen bunun gibi haberleri okumuyorsunuz demektir.
Haberi biraz incelersek; Amerikalıların bulduğu El Nino isminin öne çıktığını ve son 76 yıldır görülenden daha büyük kasırgalara şahit olacağımızı anlarız. Bu habere bakarsak, muhtemelen kış geldiğinde bunun gibi haberleri sıkça göreceğiz demektir. Burada asıl tehlike “küresel ısınma” sonucunda dünyadaki iklimde bir takım değişimler olduğudur. Özellikle karbon ayak izi denilen ve dünya atmosferinde karbondioksit oranındaki dengeleri bozan durumdur.
Ülkemiz de dahil dünyada çoğunluğu gözünü telefondan kaldırmayan ve sürekli ekran kaydıran bir nesil olduğu malum. İşte bu nesil için önemli olan dünyanın ne hale geldiği değil, kaydıracak görüntülerin tekrara düşmesi veya azalması en büyük bir tehlikedir.
Burada daha önce yazdığım “Teknolojik tehlikenin farkında mısınız?” başlıklı bir yazı var ve o yazıyı okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.
Teknolojinin gelişmesi bir taraftan hayatımızı olumlu etkilerken diğer taraftan dünyanın gelişmesine ve hayatın bozulmasına da sebep olmaktadır.
Robot teknolojiler, yapay zeka modelleri geliştikçe evimizdeki robotların sayısı artmaya ve akıllı denilen cihazlar çoğalmaya başladı. Bununla birlikte yaşı ilerleyen birçok insan bile bu teknolojiye alışmış ve kabullenmiş durumdalar.
Teknolojinin bu denli hızla ilerlemesi sizce de insanları tembelliğe alıştırmıyor mu?
Misafirliğe gittiğiniz bir evde nereden çıktığı belli olmayan bir cihaz yerleri süpürürken, yeni çıkan modellerle camları dahi robotlar silmeye başladı. Yapay zeka modellerinin ilerlemesi cep telefonunda çektiğimiz fotoğraflardan, videolardan, evimizin temizliğinden, mutfağımızdaki fırınımıza kadar birçok yerde karşımıza çıkıyor. Hatta yeni nesil araçlar şoför olmadan seyahat etmeye ve kendi kendini park etmeye kadar birçok işte insansız çalışmaktadır.
Sizce de son zamanlarda psikolojik hastalıklar çok artmadı mı?
Haberlerde hemen her akşam bir cinnet haberi izlemiyor musunuz? Yoksa siz de benim gibi haber izlemeyi bırakanlardan mısınız? Peki haberlerin yerini ve hatta misafirlikteki sohbetlerin yerini cep telefonlarının aldığını görmüyor musunuz?
Peki ya işsizlik oranları ne durumda?
Robotların sanayi ve iş dünyasında artması ile birlikte işsizlik başta olmak üzere, kolay ve hızlı üretimin çoğalması insan hatasına yer vermeyen üretimin artması da bizim robotlara daha muhtaç olmamıza neden oluyor.
Konunun hayatımızın içine girmesi bir yana, öte yandan doğaya karşı aldığımız tavır da doğa tarafından tam tersi bir şekilde karşımıza çıkıyor.
İşte başta yazdığım haber ve dünyanın geldiği bu son nokta çok önemli. Çünkü eğer ilerlemeyi kontrollü bir şekilde yapmazsak, korkarım ki “Nuh’un Uzay Gemisi” hikayesinde yazdığım gibi bir son kaçınılmaz olacaktır.
Bu sayfaları okuyanlar haberlere farklı bir bakış açısı ile baktığımı ve bir adım değil 10 adım sonrasını görmemiz gerektiğini anlatmaya çalıştığımı bilirler. Tıpkı Kanal İstanbul Projesi gibi…
Dünyanın belki de en büyük ve en güzel şehirlerinden birine sahibiz. Fatih Sultan Mehmed geleceğe gelip tekrar geçmişe geri dönseydi sanırım bu şehri değil almak Trakya’yı Avrupa’ya bırakırdı. Çünkü Avrupa medeniyet olarak ülkemizden maalesef ki çok ilerde.
Ülkemizdeki müteahhit zihniyet değişmedikçe doğaya karşı bu denli acımasız davranmak da bitmeyecek gibi görünüyor.
Farkındaysanız daldan dala atlayan bir yazı oldu ama dikkat ederseniz her şey birbiriyle bağlantılı. Yani öncelikle ülkelerin birlikte bir yasa oluşturması gerekiyor. Tüm dünyada doğaya karşı, teknoloji ve insan açısından dünya yasaları belirlenip, her ülkenin buna uyması şart koşulmalı.
Amerika’yı etkileyen olası bir kasırganın suçundan, aslında dünyada yaşayan her insan sorumludur. Tıpkı geçenlerde okuduğum bir yazıda yapay zekaya her sorulan soruda 1 litre suyun harcanmış olması gibi.
Yani aslında George Orwell’in “akıllı insanlara verilecek en büyük ceza cahil insanların yönetimini seçtiği bir ülkede yaşamaktır” sözünde olduğu gibi asıl hedef sosyal medya ile cahil bir insan topluluğu oluşturmak olabilir mi.
Bu denli vurdum duymaz olduğumuz sürece dünyanın daha da kötüye gitmesi maalesef ki durdurulması zor bir süreç gibi görünüyor.
Hemen her yerde cep telefonu kaydırmanın sonuçlarının nasıl ki bağımlılık seviyesine geldiğini görüyorsak, aynı şekilde attığımız her yanlış adımın da dünyaya zarar verdiğini fark edemiyoruz.
İşte sabah okuduğum bir haber bunları yazmama sebep oldu.
Aynı şeyleri sürekli yazan biri olmadığım için bu konuda da daha önce bazı yazılar kaleme aldığımdan konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Yazıda verdiğim daha önceki yazılarımı okumayan olduysa okumanızı tavsiye ediyorum.
Çocuklarımıza güzel bir dünya ve iyi bir gelecek bırakmak istiyorsak unutmayalım lütfen;
“Biz dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldık”




Bir Cevap Yazın