Bugün öğleden sonra alışveriş yapmak için markete gittim..
Marketten ayıptır söylemesi (nesi ayıpsa artık, alt tarafı) tavuk aldım. Elimde bayaa bir alışveriş torbası ile marketten çıktım ve eve doğru yürümeye başladım.
Yolda yoruldum ve boş bir banka oturdum.
Bir yavru kedi de tavuğun kokusunu almış olmalı ki, poşeti tırmalamaya başladı…
Kedileri gerçekten çok severim ve yavru kedi ile oynamaya başladım. Ancak kedi ısrarla tavuk olan poşete uzanmaya çalıştı. Defalarca uzaklaştırmak için hamle yaptığım halde kedi ısrarından vazgeçmedi.
En sonunda kedileri iyi tanıyan biri olarak küçük su şişesinden bir parça su fırlattım ve kedi de uzaklaştı. İşte ne olduysa ondan sonra oldu…
Oradan geçmekte olan bir hayvansever(!) bana doğru dönerek, kulağından kulaklığını çıkartarak “hayvana ne vuruyorsun?” diye bağırdı. Ben de “vurmadım, alt tarafı su attım” diyerek konuyu kapatmaya çalıştım. Aynı anda cep telefonum çaldı ve telefonla konuşmaya başlayarak “tamam, hadi git yoluna” dedim.
Vay sen misin öyle diyen!
Bir kedi yüzünden biz tartışmaya, bağrışmaya başladık. Yoldan geçenler, hatta arabasından inip araya girmek isteyenler oldu. Ama nafile..
Bizim kavgaya dönecek olan tartışmamız sırasında içimden sürekli “sakin ol” diyordum. Çünkü çocukluğumdan beri karşımda laftan anlamayan biri olursa; iş mutlaka kavgaya ve karşımdakinin ciddi zarar görmesine kadar giderdi. Bu kez öyle olmadı ve içimden “sakin ol” derken “ne yapabilirim?” sorusunun ardından polisi arama fikri aklıma geldi.
Karşımdakine “bekle sen” dedim sert bir şekilde ve polisi aradım. Araya girenler, yoldan geçerken duran araçlarla birlikte bu kişi biraz sakinleşti ve uzaklaşmaya başladı. Ben ise polisi aramanın verdiği rahatlıkla “ne oldu? nereye gidiyorsun?” dediğim anda bana doğru dönerek yine söylenmeye başladı.
Biz böyle birbirimizle bağırışıp tartışırken kedi ne yapıyordu dersiniz? Bir top bulmuş oynuyordu. Adama dönüp “bak sen böyle bağırıp yırtınırken kedi oyun oynuyor. çok meraklıysan al onu sahiplen” dedim.
O da kediyi aldı kucağına ve gitti..
Hikaye buraya kadar ama yolda yürürken kendi kendime gülüp şunları düşündüm;
Karşımdakini evire çevire dövebilirdim.
Polis gelip basit bir olay karakolluk olabilirdi.
Sonrasında kendime kızıp pişman bile olabilirdim.
Peki ben ne yaptım? Öfkemi kontrol altına almayı başardım. İşte bunun için kendimle o an için gurur duydum. Kendimle gurur duyduğum anlar çok fazla değildir. Çoğu zaman öfkeme yenik düşerdim.
Bir arkadaşımın yaşadığı bir olay geldi aklıma..
Trafikte biriyle tartışırken yanındaki iri yarı arkadaşına güvenmiş. Karşısındaki şoförün üzerine yürümüş ve tam yumruk atacakken arkadaşı onu durdurmuş ve “bunlardan trafikte çok var, döve döve bitiremezsin” demiş…
Bugün Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nde geziyordum…
Vadide birinin telefonda bağıra çağıra konuştuğunu duydum. İstemeden kulak misafiri oldum, annesine bağırıyordu. Sonra yanına yaklaşıp biraz sohbet ettiğimde, annesiyle konuştuğunu ve laf anlatamadığını söyledi. Ben de ona öfkeyle hiçbir işi halledemeyeceğini söyledikten sonra biraz sohbet ettik. Benim de ailemle benzer sorunlar yaşadığımı ve sakince hallettiğimi anlattım. Daha sonra adını sorduğumda şampiyon boksörle konuştuğumu anladım. Birlikte bir fotoğrafımızı çekip oradan uzaklaştım. Adamı kızdırmaya gelmez, eller silah gibi 🙂
Ona da söylediğim gibi bağırmak ve öfkelenmek hiç bir şeyi çözmez.!
Kısaca kavga çözüm değil.!
Bunu mottolarımın arasında “kendime not” olarak yazdım…
Öfkelenmek yerine çözüm üretmeye çalışmak en doğrusu.
Siz de böyle anlarda çok zorlamayın ve öfkenizi kontrol etmeye çalışın. Çevrenizde size “sakin olmanızı” söyleyen birçok insan olacak. Karşınızdakine değil çevrenize odaklanın. O sıra küçük çocukların bile hayatlarını etkileyecek olumsuz bir eylemden kaçının.
Belki yanınızda eşiniz ve çocuğunuz olacak. Onları korkutmayın.!
Öfkenizi kontrol altına alın.
Zaten ülkede enflasyon canavarı hortlamış. İnsanlar kavga edecek birini arıyor. Sen den ol “sakinleş” ve oradan bir şekilde uzaklaş.
Beni dinle, rahat edersin 😉





Bir Cevap Yazın