Yüce Yaratıcı (Allah) kutsal kitapta (Kur’an-ı Kerim) birçok ayette özellikle bir kısım insana sürekli lanet eder. Hatta bunların peşinden gidenlere de “hala akıllanmazlar mı?” diye (sitem etmez) doğrudan akılsızlıklarını ve ahmaklıklarını yüzlerine vurur. İşte bu insanlardan önde gelenler kutsal kitap okunsun istemezler ama din konusunda da, (cahilliklerine bakmadan) ahkam kesmekten de geri kalmazlar.

Her ne pahasına olursa olsun, kısa yoldan para kazanıp zengin olmak bu insanların kanına işlemiştir. İşte kansızlıkları da burada başlar…

Son günlerde “Fon Skandalı” haberlerinin en başında yer alanlar da bu insanlardan bazılarıdır.

Haber her ne kadar gündemde ve güncel olsa da aslında konu hep aynıdır.

Dolandırıcılar ve hırsızlar hemen her aşamada kısa yoldan para kazanmak adına bulundukları konumun gücünü kullanmaya bayılırlar ve hiç bir fırsatı kaçırmazlar.

Bahaneleri de hazırdır “ne yapayım, onlar istedi” ya da “beni dolandırmak istedi ama ben onu dolandırdım” veya “ben bir şey yapmadım ki” olur…

Minareye kılıf uyduran usta hırsızlardır bunlar.

Bunlara kananlar da yüzyıllardır saf gibi ortalıkta dolaşıp parasını kaptırmak isteyenlerdir. Tıpkı rahmetli Kemal Sunal’ın Tokatçı filmindeki gibi…

Hemen her yerde, belki yanı başınızda bir tanıdığınız, arkadaşınız veya akrabanız, isteseniz parası yoktur ama aslında “imanın ve paranın kimde olduğu belli olmaz” sözündeki gibi paylaşmayı sevmeyen bu gariban sanılan kişiler “kutsal hedeflerdir” dolandırıcılar ve hırsızlar için.

Tokatlandıkları anda da en mağdur olan işte bu paylaşmayan saflardır. Bu saf kişiler dolandırıldıkları anda ortalığı ateşe vermekten de geri durmazlar.

En zordaki yakınına bile “valla bende hiç para yok” diyen bu saflar, iş parasını katlamaya gelince nesi var nesi yoksa ortaya sermekten geri durmazlar. Dolandırılacakları anda birden bire ortaya paraları çıkar.

Gündem olan bu fon vurgunu olayının da bu durumdan hiçbir farkı yok.

Hırsız belli, dolandırılan da bellidir.

Hala anlamayanlar varsa Fatih Altaylı‘yı takip etsin ve köşe yazılarını okusun. Adam yıllardır bas bas bağırıyor borsadaki vurgunları ve ekliyor “zaten herkes biliyordu ama kimse kılını kıpırdatmadı” diye…

Doğru söyleyeni 9 köyden kovan zihniyet, Fatih Altaylı’yı kovamadığı için içeri tıkmayı uygun görmüş olmalı. Ancak adam yine de “Bu ülke benim” dediği için doğru bildiğini söylemekten asla geri durmuyor.

Yandaş paralı yazarların aksine dimdik ayakta…

Babam ve Oğlum’u izleyenler olduysa eğer; orada Sadık’ın ölmesinin sebebi de 12 Eylül olaylarında hapiste yattığı zaman zarfında yaşadıkları değil mi!

Bilmeyen ve anlamayanlara şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
“Bu ülkede Sadık’lar bitmez”

Çünkü biz ülkesini seven insanlarız.

Bir yerden susturursun başka yerden yine ortaya çıkarız.

Tıpkı komedyen Deniz Göktaş gibi…
(Flaş Haber: Deniz Göktaş cezaevinden çıktı.)

İşte bu ülkede asıl savaş doğru insanla kansızlar arasında geçmektedir.

Ne zaman kansızlar değil de doğru insanlar kazanırsa, işte o zaman güzel ülkem ve “akıllı” yurdum insanı da hak ettiği hayatı yaşayacaktır.

İşte asıl o zaman Kemal Sunal’ın filmlerini izlerken güleceğiz ve “neydi o günler” diyeceğiz.

Bunu yapmanın çok kolay bir yolu var aslında. Seçim yaklaşıyor ve elimizde milyonlara ulaşan 1 oyumuz var. Doğru kişiye attığımız her oy bu ülkenin geleceğini ve dolayısıyla kaderini değiştirecek.

Doğru insana atılmayan her oyla da, çocuklarımıza bugünden daha zor bir gelecek bırakacağız. Aklıma gelmişken söyleyeyim, tahminde bulunanlar da olabilir ama bu seçim söylenildiği zaman yapılmayacak. Bu yazım size delil olsun diye yazıyorum: En fazla 2027 ikinci çeyreğinde seçime hazır olun. Eğer dediğim olmazsa bu sayfadan özür yazısı yayınlayacağım.

Dikkatli gözlerden kaçmayan birkaç şey söyleyerek yazıyı bitireyim;

  • Ekonomi bakanının istifası gündemdeyse,
  • Hükümet her alanda para toplamaya başladıysa,
  • Yıl başında özellikle emeklilere güzel bir zam yapıldıysa,
  • İktidar partisi kendini temizlemeye(!) başladıysa,
  • Arka arkaya skandallar patlak veriyorsa,
  • Muhalefet aceleyle saçmalıyorsa her alanda,
  • Küçük muhalefet hızla büyüyorsa,
  • Yandaş medya ufaktan hükümete karşı haber yapmaya başladıysa,
  • Yandaş medya gündemi ekonomiden başka yere çekmeye çalışıyorsa,
  • Gündem futbol gibi konularda başarısızlıklarla meşgul ediliyorsa,
  • İktidar kendini en güçlü göstereceği bir gövde gösterisi yapıyorsa,
  • Anketlerde iktidara rakip birisi görünmüyorsa,
  • …

Sizce bunun devamında ne olur 😉

Umut dolu yarınlar olması dileğiyle…

Sürçü lisan ettiysek aşkola

Bir yanıt yazın

SON YAZILARDAN BAZILARI

dost haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

dost haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin