Dejavu: ben bu anı daha önce yaşamıştım…
Hayatında “ben bu anı daha önce yaşamıştım” veya “seni sanki daha önceden tanıyor gibiyim” gibi sözler duymayanınız ya da yaşamayanınız yoktur.
Fransızca “dejavu” olarak bilinen bu durumu ben de çok merak etmiş ve araştırmıştım. Ancak bazı konuları sadece araştırmak yetmiyor. Yaşadığım böyle anların tarihlerini, ortamı ve yaşadığım olayları not aldığımda tuhaf bazı şeyler olduğunu farkettim…
Özellikle gizemli konularda yazılar yazdığım bu sayfalarda bu ve benzeri konulara, sizden gelen benzer durumlara göre yazılar yazmak istiyorum…
Dejavu konusuna örnek olması açısından kendi yaşadıklarıma getirdiğim yorumlarımı paylaştım. Belki bir nebze olsun kapıyı biraz aralamış oluruz.
Konumuz devaju, yani Türkçesi ile söylersek ikilem yaşamak olarak tarif edilebilir.
Bazen yolda giderken, evde otururken, misafirlikte,.. yani herhangi bir an kendi kendime “sanki bu anı daha önce yaşamıştım” diyerek şaşırıyordum.
Bazen de biriyle karşılaştığımda “seni daha önce gördüm” veya “sanki seninle daha önce tanışmıştık” gibi hislerimi direk söylüyordum.
Karşımdaki kişi veya yanımdakiler bu duruma genelde “bazen bende de oluyor” dediklerinde bunun ne anlama geldiğine kafa yormaya başladım.
Konuştuğum bazı hocalar “İslami inançta insanın dünyaya gelmeden önce, hayatta birlikte olması muhtemel kişilerin ruhlarıyla tanıştırılması” olarak yorumladılar. Yani İslamiyete göre bizler dünyaya gelmeden önce ruhlarımız yaratılırmış. Ruhlar Alemi denilen yerde dünyaya gelme sıramızı beklermişiz. Aynı şekilde öldükten sonra da kıyameti bekleyeceğimiz gibi…
Peki insanlarla tanışma konusuna belki bu yorumla birlikte bir açıklama getirilmiş olduğunu düşünürsek, o halde “bu anı daha önce yaşamıştım” hakkında ne düşünebiliriz?
İşte buna da benzer şekilde “kader ve kadercilik” anlayışıyla cevap bulabiliriz…
Ben şansa ve tesadüfe asla inanmam, ayrıca körü körüne kaderci bir insan değilim. İnsanın hayatta yol ayrımları vardır ve hangi yoldan gideceğini kendisi seçer. Bunun sonucu olarak yaşadığı veya yaşayacağı herşeyden kendisi sorumludur. Zaten aksi düşünülebilir mi? Elbette iyi ve kötü, yanlış ya da doğru tüm yaptıklarımızdan bizler sorumluyuz.
Buraya şöyle bir ekleme yapmak istiyorum. Kader inancını “körü körüne kadercilik” teriminin doğru olmadığını düşünerek araştırdığım zaman, aslında kaderimizi kendimizin etkilediği sonucuna vardı. Allah Kuran’da “biz dileyene dilediğini veririz” diye bizlere vaadini söylerken, aslında ettiğimiz duaların da bunda rolünün büyük olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ettiğimiz dualar o an olmasa da edilen duaları kabul ettiğini bizlere söyleyen Rabbim, bunun için önümüze bazı engeller veya yollar koyarak o hedefe doğru gitmemiz için bizi yönlendiriyor olamaz mı? Bazen yoldan çıktığımız ve farklı yöne gittiğimiz anlarda, tekrar hedeflerimizin olduğu yola girdiğimizde ve bence “işte tam o anda” dejavu oluyor. Yani aslında girmemiz gereken rotaya tekrar giriyoruz.
Ancak olması gereken şey, olması gerektiği şekilde son bulur.
İnsanın hayatta özgür iradesi ile yolunu çizdiği gerçeğinden yola çıkarsak eğer, o zaman şöyle bir sonuç çıkıyor karşımıza: Birinci yolu değil de diğer yolu seçseydik; işte o zaman “tekrar yaşadığımı sandığım ilk yolu seçseydik dediğimiz o an” ile karşılaşabiliyoruz. Yani eğer kaderimizde farklı bir yolu seçersek ve buna rağmen yine yolumuz seçmediğimiz yola çıkarsa, işte o zaman “dejavu” yaşıyoruz.
Bu da şu demek; bazen seçimlerimiz ya önceden belirlenmiş oluyor ya da her iki yol da aynı sonuca çıkıyor…
Bu durum asla “kader” veya “kadercilik” olarak yorumlanamaz. Ancak bazı durumlar için sadece “her iki seçenek de aynı yola çıkar” diyebiliriz.
Belki de defalarca izlediğim Matrix filminde de bir sahnede Neo “dejavu” diyor. Orada da konuya farklı ve ters bir yorum katılmış. Filmdeki o sahnede anlatılmak istenen durum ise, kahramanlarımızın o sahnede kaderlerinin değiştiği ve değişikliği ancak o anın olması gerektiği halini gönül gözüyle görebilen kişinin bunu farketmesiydi. Nitekim filmdeki Mesih rolündeki Neo da bunu farkediyordu.
Son olarak ilk baştaki konuda aklıma gelen bir şeyi daha paylaşmak istiyorum;
Bazen “seni sanki yıllardır tanıyor gibiyim” diyen biri, eğer sözlerinde samimi ise ve karşısındakine kaba tabiriyle “yazmıyorsa” kaderinde yazılı kişinin karşısındaki kişi olduğunu anlaması olarak düşünülebilir. Eğer karşısındaki de samimiyetle aynı duygulara sahipse ve gözü çok yükseklerde değilse “BAM” işte o zaman “aşk başlar” 😉
Elbette bunlar sadece beni bağlar veya bunları okuyup “evet” ya da “haklısın” diyenler de aynı şeyleri düşünebilir.
Umarım konuya bir nebze açıklık getirebilmişimdir…
Selametle.
Sürçi lisan ettiysek aşk ola.






Bir Cevap Yazın