İnsanlık tarihi boyunca “kıyamet senaryo üreticileri”nin en sevdiği konuların başında “virüs salgın senaryoları” gelir. Ardından “dünyaya göktaşı” düşmesi genelde ikinci sıradadır ve bu konu Nasa’nın alanına girer. En son senaryolar da çoğunlukla “uzaylı istilası” olarak sıralamada yerini alır.
Bu senaryoların neredeyse tamamında uzaylılar dünyaya asla “hey dünyalı biz dostuz” diye gelmezler. Galaksideki milyarlarda gezegen arasında hedef her seferinde dünyadır.
Sinema sektörünün en çok ilgi gösterdiği, izleyicinin heyecanla sonunu beklediği ve çoğunlukla kahraman Amerikanlı’nın dünyayı kurtardığı film serileridir bunlar. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte efektlerin de daha çok kullanıldığı bu filmlerde heyecanlı sahnelerde hop oturur hop kalkarız ve heyecanla dünyanın kurtarılmasını bekleriz.
Virüs salgınları ile ilgili filmler Bruce Wills’in başrolde oynadığı “12 Maymun” filmi ilk seriler arasında en dikkat çekenidir. Son olarak da Brad Pitt’in oynadığı “Dünya Savaşı Z” filmi ile bu serilere şimdilik ara verilmiş gibi görünüyor. Sebebi gayet açık “zaten covid-19 salgını” ile bu durumu tüm dünya olarak yaşıyoruz ve o filmlerden birinin senaryosu içinde gibiyiz.
Aklımda deli sorular?
Bu bir makale olmaktan çok genel olarak birkaç yıldır yaşadığımız bu salgın (pandemi) ile birlikte hepimizin içinde bulunduğu durum hakkında hala havada kalan sorular üzerine olacak;
Ellerimizi birkaç dakika sabunla(!) yıkamak korunmak için yetiyorsa neden sabundaki etken maddeler kullanılarak bir ilaç geliştirilmiyor? Acaba sabunlu su içersek hastalığa yakalanmaktan kurtulur muyuz?
Küçüklüğümüzden beri bildiğimiz aşılar kızamık, boğmaca, çocuk felci,.. belki de yüz yıldır aynı ve mutasyona uğramıyorken bu virüs neden sürekli kıyafet değiştiriyor? Acaba aşıların işe yaramadığı biliniyor da sürekli üzerimizde deney mi yapılıyor?
Çin aşısı mı yoksa Alman aşısı mı? Şimdi de Türk aşısı üzerinde çalışırken, birden virüsün ilacı çıktı. Tıp dünyası nasıl bu kadar çabuk bir tedavi buldu diyeceğim ama acaba TIP bizimle dalga mı geçiyor?
Maske ve mesafe kuralı gereği maske takıp mesafeli olduğumuzda virüs yayılmıyorsa, neden hala bulaşması azalmadı ve sağlık bakanlığı neden sürekli artış haberleri veriyor?
Herhangi bir restoran veya kafenin önünde “maskeni tak” uyarısı alan vatandaşın hemen 1-2 metre yanında yemek yiyen, kahve içen insanların maske takmamasının açıklaması ne olabilir?
Geçenlerde dinlediğim bir doktorun “özellikle yaz aylarında Mayıs ayı ile başlayıp Eylül ayına kadar güneşten gelen ultraviyole ışınlar virüsü havada yok ediyor” cümlesini dinledim. Sonra düşünüyorum da “güneşli ve açık havada” hala neden maske takıyoruz?
Virüsler maskenin içine giremiyor mu? Maskeli birini görünce es geçip takmayana mı yöneliyorlar? Yoksa bu maskeler sadece halk kendini iyi hissetsin diye mi takılıyor? Veya maskeye bulaşan virüs bizi sürekli hasta etsin diye mi takıyoruz?
…
Ülkeler arası yüz yıllardır yapılan silahlı savaşlar yerini ekonomik savaşlara bırakmıştı. Görülen o ki ekonomik savaşlar artık sadece ticaret anlamında olmuyor. Ya da ticari savaşlar sanki şekil değiştirmiş gibi görünüyor.
Haberleri takip ederken satır aralarına ve gündemde olmayan haberlere dikkat ederseniz, salgın boyunca bir taraftan insanlık için çalışmalar yapılırken, diğer taraftan büyük şirketlerin el değiştirdiğini de görebilirsiniz.
Salgına hazırlıksız yakalanan, maddi güçleri yasakları aşamayan bazı büyük şirketler, ki aralarında hava yolu şirketleri ve otomotiv şirketleri en çok dikkat çekenlerdir. Satışlar ve el değiştirmeler tamamlandığında, yasakların da yavaş yavaş gevşediğine şahit olabilirsiniz.
Yukarıdaki bu yazıyı pandemi zamanında yazmıştım.
Bu ülke ne 15 Temmuzlar, ne pandemiler atlattı ve hala ayakta. Görünen o ki, bu durum birilerini rahatsız ediyor. Hatta dünyayı tehlikeye atacak kadar!
Abd-İran savaşı, Ukrayna-Rusya savaşı.. hatta öncesinde Suriye savaşı, yok olmadı tam doğumuzda Ermenistan savaşı. Batımızda Yunanistan’ın Abd tarafından silahlandırılması. Güneyimizde ülkemize ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ait mavi vatan deniz sularının istila edilmesi. İsrail’in hadsizleşmesi…
Bi dakika arkadaşlar, sanki dört bir yanımız çevrilmiş de bizi savaşın içine çeker gibi bir durum var ortada.
Ancak asıl en önemlisi yıllardır bitmeyen enflasyonla birlikte halkın yaşadığı Ekonomi Savaşı.
Bi rahat bırakın artık…





Bir Cevap Yazın