Hastanede 19 gün yatış süresi boyunca birçok olay yaşadım. Bir gün şöyle bir olay yaşamıştım.

Arkadaşlarla okey masasında oturuyorduk. Bir hemşire yanımıza geldi ve

“Ben de oynayabilir miyim?” dedi.

Yüzüne baktığımda yeni Psikoloji veya Hemşirelik birinci sınıf öğrencisi genç bir kız çocuğu gördüm. Ona bakıp;

“Elbette” dedim ve masada kendisine bir yer açtık.

O’na açtığımız yere oturdu ve 

“Eee? Ne oynuyoruz?” dedi

Bizden gayet kısa bir cevap aldı

“Okey”

Hastanede masa tenisi, langırt, okey ve kağıt oyunları oynamak bir ibadet gibidir. Canımız sıkılmasın diye birkaç oyun koymuşlardı. Öylesine çok oynadım ki, pinponda bayaa bi kendimi geliştirdim. Okey oyununu ise sevdiklerimle oynamayı ve gevezelik yapmayı sevdiğim için oynamıyordum ama o gün istisnaydı 😉

Her neyse…

Oturduğum yeri hemşireye verdikten sonra bu kız dikkatimi çekti. Çünkü benim de 2 kızım var ve birisi sağlık okuyordu. Hemşirenin tavırlarını ortanca kızıma benzettim.

Hemşire inanılmaz sıcak kanlı ve sevecen bir şekide

“Hadi bakalım sıra kimde?” dedikten sonra oyuna başladık.

Daha ilk oyunda uzaklardan bizimkilerden biri masaya yaklaştı ve

“Napıyonuz lan deliler?” dedi

Hemşiremiz biraz utangaç, çekingen, sinirli ve biraz da cesaretle bizimkine döndü ve 

“Ne kadar ayıp öyle söylenmez.!” diye sert bir tepki verdi.

Ben de hemşireye dönüp bir filmden aklımda kalan repliği söyledim.

“Hocam biz alıştık siz de alışırsınız. Burada akıllı bulamazsınız :-)”

Güzelim espri okey taşlarının sesi arasında güme gitti…

Benim aklıma Kemal Sunal’ın Hababam Sınıfı filmindeki yüzü geldi ve gülmeye başladım. Hemşire bana dönüp;

“Ne gülüyorsun hiç komik değil.” dedi.

Bunu duyunca daha da çok gülmeye başladım.

“Hocam burası akıl hastanesi, gülmezsek iğne yapıyorlar. Siz hiç 3 gün aralıksız uyudunuz mu?” dedim. Sonra masadakiler bir an durduktan sonra hep beraber kahkahalarla gülmeye başladık.

Hayatın içerisinde neredeyse 55 yıllık ömrüme sığdırdığım bu “19 günü” kitabımda özel bir yere koydum. Çünkü birçok insana dokundum. Birçok sıkıntılı insanla sohbet ettim. Birçok kişiye aklım erdiğince yardım ettim.

Sonra bir an baktım ki onlar da bana yardım etmeye başlamışlar.

Hastaneden taburcu olup çıkarken arkamda ağlayan ve bana sarılıp veda etmek isteyen insanlar gördüğüm zaman kendi kendime “iyi ki gelmişim” dediğimi hatırlıyorum.

Oğlum taburcu olduğumda beni almaya geldiğinde O’na dönüp “Gördün mü?” dedim. Bana “baba seni ne çok seven varmış” dediğinde ben de ağlamamak için kendimi zor tuttum. Çünkü oğluma çok büyük bir sorumluluk bırakmıştım ve 19 gün boyunca çocuğuyla ilgilenen bir baba olmuştu.!

Sevdiği bir insanı böyle bir yere yatırmış olmaktan son derece üzgün olduğunu gördüğüm oğluma sarıldım ve “seni çok seviyorum, iyi ki beni yatırmışsın” dediğimde gözlerinde gördüğüm o ışığı 19 isimli kitabımda daha detaylı anlatıyorum.

Çünkü Kemal de aynı duyguları yaşamıştı.! Kemal kim mi? Onu da 19’da yazdım 😉

Bugün bir değişiklik yaptım ve diğer 2 kitabın da ön sözlerini siteye eklemeyi düşünüyordum ama site istatistiklerine baktığımda okuyan çok kişi olduğunu gördüm. Buna rağmen neredeyse hiç yorum yok.!

Belki biraz daha merak uyandırmayı başarırım 😉 Sonuçta bu kitabı okuyacak olan sensin.

Sen yorum yazmazsan bu kitaba ancak parayla ulaşabilirsin.

Bu yazıyı da dün (13 Eylül) yazmıştım ama bugün sabah 07:00’da yayınlanmaya programladım. O yüzden dün değil bugün (14 Eylül’de) okuyabilirsin.

Bir Cevap Yazın

Trending

dost haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

dost haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin