Emekli olduktan sonra bir kitap yazma hevesi oldu içimde. Herkesin yazdığı gibi değil de farklı birşey yazmak istedim. İşte burada o kitabın giriş sayfasından başlayarak yazmaya başlıyorum. Kitabı bitirdim ama burada yazdıklarım beğenilirse yayınlayabilirim. Çünkü burada tamamı olmayacak 😉
Giriş
Bilimsel araştırmalara, makalelere, kitaplara aşırı bir merakım var. Belki yüzlerce film izledim ve bir o kadar da kitap okudum.
Bir filmin ilk 10 dakikası, bir kitabın adı ya da ilk satırları ilgimi çekerse devam ederim ya da beğenmezsem sonuna mutlaka bakarım.
İzlerim, okurum, not alırım, çizerim, yazarım. Benim merakım da bu…
Bir diğer merakım da düşünmek.
Nereden aklıma geldiyse şimdi; emekli olduktan sonra cenazemi çok düşündüm mesela.. Osmanlı Padişahlarının boş mezara yatıp “nefislerini terbiye etmeleri” gibi ben de bazen yattığım zaman öldüğüm günü düşünürdüm. Bu durumda çoğu zaman uykularım kaçardı fakat aynı zamanda ruhumun rahatladığını hissederdim.
Dünyanın boş olduğunu, hayatın anlamını, uyku öncesi belki her yattığımda düşünürüm. Sonra aklıma hep aynı soru takılırdı “iyi de geride ne bıraktın? ne yaşadın bu hayatta? ne anladın?” işte bu soruların sonucu bazen ağaç dikmek veya “ağaç yaşken eğilir” sözünde olduğu gibi geride bir eser bırakmak aklıma geldi. İşte bu kitabı da bu yüzden yazmak istedim.
Ölüm ve sonrasını düşünürken aklıma en çok takılan soru ise “ölümden sonra hayat var mı?” sorusu oldu. Sonrasında da “sonsuz hayat” kavramı aklıma çok takıldı. Bunların cevaplarını en iyi bulacağım tek eseri her canım sıkıldığında okudum: Kur’an-ı Kerim.
Aslında diğer kitapları da okudum; İncil, Tevrat,.. gibi. Fakat o kitapları okusam da hep bir eksiklik hep bir yanlışlıkla karşılaştım.
Hayatı dikkatle gözlemlediğimde bir Tanrı olması gerek fikrine sıkı sıkıya sarıldım. Eğer bir Tanrı varsa ve O’na inanıyorsam o halde bizimle bir şekilde irtibata geçmesi gerekiyordu. İşte bu aşamada da hangi dinin doğru, hangi kitabın bozulmadan geldiğini araştırdım. Bu aşamada en son ve önceki kitapları da kabul eden tek alternatif yine Kur’an oldu.

Her okuduğumda daha çok hayranlık duyduğum bir kitap. Sorularımın cevaplarını doğrudan olmasa da dolaylı olarak veriyordu. Anlamak için özellikle hangi olaydan sonra indiğine, en doğru tercümeye, maddi ve manevi anlamına odaklandım. Önce ilk sorumun cevabını bulduğumda içim çok rahatlamıştı.
Bu kitapta hayatım boyu cevabını aradığım ve bulduğum tüm sorularla ilgili düşüncelerimi yazacağım.
Belki bir nebze olsun birilerine ufak da olsa bir ışık ya da yarı aralık bir kapı bırakacağım.
Bazıları bu kapıdan geçecek bazıları ise sözlerimden hiçbir şey anlamadan bu kitabı aldıkları yere bırakacak. En azından ben arkamda birşey bırakmış olmanın verdiği huzurla, olmam gereken yerde olacağım…
Aklıma gelmişken tek uyanan ben değilim, birçok uyanan var. Her uyanan kendi yolunu çizdi. Ben ise karabasandan uyanmak isteyenlere, korkmadan uyanmaları için bazı ipuçları yazmaya çalıştım sadece.
Ben kim miyim?
Ben hiçkimseyim.🤫
Bu kitap da aslında hiçbir şey üstüne yazıldı.






Bir Cevap Yazın