Dost Haber web sitesini açtığım günden beri sürekli istatistikleri analiz ediyorum. Web sitesinden haberi olanlar, sosyal medyada haberleri görenler, siteye girenler ve sayfaları okuyanlar, .. birçok rakamı inceleyip analiz ettiğimde maalesef şöyle bir sonuç çıkıyor. Çekememezlik.
Birileri ileri gidince, birileri öne çıkınca, birileri dikkat çekince, nedense toplumumuzda “gördüğüm bilinmesin”, “beğenmeyeyim”, “aman paylaşmayayım” düşünceleri hakim oluyor. Hani eski bir söz vardır “kardeş kardeşin ne bir adım geri ne bir adım ileri gitmesini istemez” diye. İşte bu kadar yakının bu kadar frenlemek istiyorsa seni, başkaları neler yapar bir düşün.
Birisi popüler olduğunda hemen hatalarını aramaya başlarız.
Birisi öne çıkınca hemen eteklerinden çekip aşağı inmesini sağlamak isteriz.
Hani şöyle eski bir fıkra vardır;
Zebaniler cehenneme düşen birini cezasını çekeceği ateş dolu kuyuya götürürler. Adam giderken bakar ki bir sürü ateş çukuru var ve hepsinin başında bir zebani çıkmak isteyenleri aşağı geri itiyor. Zebani onu bir kuyunun başına getirir ve der ki “işte senin yerin burası”. Adam bakar kuyunun başında hiç zebani yok ve “burada niye hiç zebani yok?” diye sorar. Cehennem meleği de ona döner ve “Burası Türklerin yeri. Zebaniye gerek yok. Zaten biri çıkmak isterse diğerleri onu tutup aşağı çekiyorlar”
Bilgisayar sektöründe çalıştığım ilk zamanlar yazılıma meraklıydım. İlk web sitemi yaptığım zaman bir sohbet sistemi kodlamıştım. Sitemi tanıtmak için arkadaşlara, dostlara, tanıdıklara, iş yerindekilere sitenin web adresini verdim. Sohbet kanalına 1 ayda 1 kişi dahi gelmemişti. O zamanlar 2.000 yıllarının öncesi, doğru düzgün arama motorları falan yok tabii. En çok kullanılan altavista sitesi, o da eğer siteni oraya ekleyebilirsen. Zor iş. Bir web sitesi ancak kulaktan kulağa ve ismi de akılda kalırsa yayılır. BirDost.com gibi 😉
Bir gün 1 kişi geldi sohbet kanalına, sağolsun onunla sohbet ederken aynı zamanda kodları epey geliştirmiştim. Zamanla site adı yayılmaya ve site de tutmaya başladı.
Sitemi yaptığım sırada bir bankanın tüm web sitelerinden sorumlu kişi olarak yoğun çalışıyordum. Kendi sitemi akşamları ya da hafta sonları kodluyordum.
Günlük 10.000 lerle ifade edilen ziyaretçi sayıları, anlık 400 kişinin olduğu sohbet kanalımız, forumlarımız, site buluşmaları derken yıllar içerisinde web sitem oldukça popüler olmuştu. Superonline, Club diye bir ortam kurmuştu. Elbette büyük firma ve iyi bir tanıtım yapıyordu. Abartmıyorum, oradan sohbet kanalımıza gelip reklam mesajları atarlardı. Tabi yetkili arkadaşlar da onları kanalın dışına atarlardı 🙂
Bir gün siteden bir arkadaşım “daha büyük düşün” dediği zaman ne demek istediğini anlamamıştım. Şimdi anlıyorum.
Ona hayallerimi mesaj panoları, farklı forum projeleri, paylaşım sayfalarını anlatmıştım. Eğer bunları birçok dile çevirebilseydim, bugünkü sosyal sitelerin ilk versiyonlarından birini yapmış olurdum. Neyse, olmadı. Zamanla işlerimden dolayı siteye ağırlık veremedim.
Her zaman söylerim “Eğer bir şeyden beklentiniz büyükse, ona gereken değeri veri. Çünkü ne kadar verirseniz o kadar alırsınız”. Tabii kendi sitemle fazla ilgilenemediğim için ziyaretçi sayıları düşmeye, ilgi azalmaya başladı.
Bunları anlattığım zamanlardan sonraki yıllarda Google, Facebook, Youtube, Twitter.. sitelerinin çıkışlarına şahit olduğumda iş işten geçmişti. Her gördüğüm sosyal medya sitesi veya popüler bir site için “benim sitem bunlardan daha iyi olurdu ve hepsi bir sitede olabilirdi” diye düşünmeden edemiyorum.
Hatta bazen bazı sitelerde “mavi tık eklendi” gibi ya da “beğen butonuna farklı simgeler de kondu” gibi haber sitelerinde dahi çıkan minicik özellikleri ben kendi siteme birkaç saatte ekliyordum. Web sitemi geliştirirken bazen haftada 1 veya 1 aylık güncelleme sonrası birçok yenilik oluyordu. İnsanlar “bu da eklenmiş, şu da yapılmış,..” demeden duramıyorlardı. Ziyaretçilerden gelen her isteğe kafa yorar, planlar ve programları yazıp sitede güncellerdim. Şimdiki sitelere baktığımda “bu da yeni bir özellik mi şimdi?” demeden duramıyorum.
Bir yazıyı beğenmek, takip etmek, yorum yapmak, paylaşmak için bu kadar katı bir tutum olmasaydı Türk yazılımcılar da pek ala diğer ülkelerden çok daha iyi siteler yapardı. Hala bu kadar çok yazılım meraklısı insanımız olduğu halde diğer ülkelerin çok gerisindeyiz.
Desteklemekten çekinmeyin! O beğen butonuna basmak, paylaşmak bedava. Yorum yazdığınız için kimse sizi suçlamayacak veya hakkınızda dava da açmayacak rahat olun.
Başarılı insanlarımızı destekleyin.
Destekleyin ki, sizden aldıkları manevi güçle daha iyi şeyler yapsınlar.






Bir Cevap Yazın