Yunus Emre yaşadığı dönemde kadılık yapar. Aldığı eğitim üzerine adalet, hak ve hukuk ilkelerinden asla taviz vermez. Yasa karşısında manadan çok maddeye dikkat eder. Hatta insanlara karşı biraz acımasız ve gaddar olduğu da söylenir. Ta ki Türkmen ve aynı zamanda Alevi Bektaş olan Taptuk Emre ile tanışana kadar …
Kendisine “neden namaz kılmadığı” ve “neden bazı İslam adetlerine ve geleneklerine uymadığı” sorulduğu zaman kendi üslubunca düşüncelerini mısralara döker.
Bu yazı Yunus Emre ile ilgili değil, O’nun duygu ve düşünceleri ile ilgilidir. Yunus Emre’ye ait birçok bilinen veya az bilinen ya da bilinmeyen şiirleri de burada okuyabilirsiniz.
Sürekli video izlemeyi ve oyun oynamayı bırakıp biraz da okuyun.
Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti nedir?
“oku”
O halde biraz da okuyalım, ne dersiniz.
Yunus Emre’nin şu mısralarını bilmeyeniniz var mı?
Elif okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
Yaratılanı hoş gör
Yaradandan ötürü
Yaratılanı yani insanı “hoş görmek” için öncelikle tabiatında hoş görü olması gerekir. Konuyu müslüman olanlar açısından anlamak için İslamiyet’teki imanın şartlarında bulunan “Kadere yani hayrın ve şerrin Allah’tan gelediğine inanmak” maddesini biraz açmak gerekiyor…
İnsan dünyaya geldiği anda iyilik ve kötülük nazarında nötr durumdadır. Yani içinde iyilik de kötülük de barındırmaz. Dünya hayatının bir sınavdan ibaret olduğunu düşünürsek, hayatın içinde iyilik ve kötülük açısından Allah tarafından sürekli iyi veya kötü yönde imtihanlarıyla karşılaşmamız kaçınılmaz bir gerçektir.
Kimi insan karşılaştığı iyi ve kötü olayları hayır (yani iyi) olarak değerlendirirken kimi de şer (yani kötü) olarak değerlendirebilir. İşte insanın iyi tarafının veya kötü tarafının ağır basması sonucu karakterinin iyiye veya kötüye doğru gitmesinin sebebi bu yorumlamasından kaynaklanıyor.
İnsanları kötü ya da iyi olarak sınıflandırmak elbette birçok insanın işine gelir. Birini değerlendirirken ona “kötü” demek, ya onun yaptıklarını kendisi yapamadığı için kıskançlıktan ya da kendisine kötülük etmesinden korktuğu içindir. Diğer taraftan birine “iyi” demek de benzer şekilde düşünülebilir.
Yaratılanı (insanı) bu anlamda “hoş görmek” ise (yaratıcının her insana eşit davranması) ancak diğer insanların yukarıda anlattığım şekilde bunları kendi yorumuyla değerlendirmesi sonucu mümkündür. Kaderde var olan kaçınılmaz gerçekleri (Allah’ın insanı sınaması sonucu) insanların olumlu veya olumsuz yorumlaması neticesidir.
Sınavı doğru algılayıp olaylara “olumlu” bakmayı başaranlar “iyi” tarafa, ancak buna rağmen olayları “olumsuz” algılayanlar ise “kötü” tarafa yönelebilirler…
Hz. Muhammed (SAV), İmamı Azam, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, … gibi dünyaya iyiliğin gözüyle bakan değerli insanlar her olayı “iyilik” açısından değerlendirdikleri için, yaşadıkları olaylarda karşısındaki (kendilerine büyük zarar verse bile) asla “kötülük” düşünmemişlerdir.
İşte o büyük insanlara baktığımızda “yaratılanı hoş görmek” konusunda en çok söz, şiir,.. yazmış kişi olan Yunus Emre’yi ayrı bir yere koymak gerekir.
Birçok insana ilham veren, her okunduğundan bir anlamı daha ortaya çıkan dizelerini yorum yapmadan okumak sanırım en güzeli olacaktır…
Yunus Emre gözüyle…
Yunus Emre adını duyan yurdum insanının aklına “Gel gör beni aşk neyledi” şiirinin gelmemesi mümkün müdür?
Gel gör beni aşk neyledi
Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akılem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi.
Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aşk neyledi
Yaradılanı hoş gör yaradandan ötürü
Bakın bu üstteki mısra da konumuzun ana fikrini oluşturmuyor mu aslında..
Yunus Emre’nin Hayatı
Yunus Emre (1238 -1320) yılları arasında yaşadığı tahmin edilen ve Anadolu da Türkçe şiirin öncüsü olan bir şair ve mutasavvıftır, yaşamına ilişkin belgeler sınırlıdır. Medrese eğitimi gördüğü, Arapça ve Farsça bildiği, İran ve Yunan mitolojisi ile tasavvuf ve tarihi incelediği sanılıyor. Vahdet-i vücut (varlık birliği) öğretisine ulaşan bir tasavvuf yorumunu benimsemiştir.
Gerçeğe, Tanrı’ya, evrensele, her şeyin özüne varmak için ‘Şeriat-tarikat-marifet-hakikat’ olmak üzere dört bilgi düzeyi yöntem ayırt eder. Tasavvuf felsefesi ve görüşleri daha çok Bektaşilere yakındır. Şeyhi Taptuk Emre Sinan Ata’nın ardılıdır, Hacı Bektaş Veli’ye bağlıdır. Bir divanı vardır Risaletü’n Nushiye adlı 573 beyitlik şiiri ile şeriat kurallarının üstüne çıkar.
Başlangıçtaki düz yazı metinde aklın ve insanın çeşitlerini anlatır. Şiirlerini Oğuz lehçesiyle ve çağının konuşma diliyle yazmıştır. Yaşamı, şiirleri, felsefesi üzerine çeşitli araştırmalar yapılmıştır.
Yunus Emre üzerine Fuat Köprülü, Burhan Toprak, Abdülbaki Gölpınarlı, Sabahattin Eyüboğlu, Asım Bezirci, F. Kadri Timurtaş, Ahmet Kabaklı, Müjgan Cumbur, Abdurrahman Güzel, Mehmet Bayraktar ve Nezihe Araz gibi çeşitli araştırmacı yazarlar inceleme yapmışlardır.
Yunus Emre? Nereli? Nerede doğmuş, nerde ölmüş, nasıl yaşamış? Kime bağlı? .. Ne gören var, ne bilen, Hepsi karanlıkta. Yunus’un deyişiyle görenler, bilenler de, ne söylerler, ne bir haber verirler. Ama onlarca mezarı var, üstlerinde adı var, içlerinde kendi yok; Onlarca kitabı var, içlerinde adı var, kendinin kitabı yok. Ama o halkın, insanların gözdesi, soluğu, sesi, Anadoluyu insanlığı sarmış, kendi köyündeyse izinin tozu bile kalmamış; sözü alınmış, satılmış, divanlara birlikte katılmış;
O güzel insan kim bilir hangi gurbet köşesinde dağarcığındaki şiiriyle birlikte ölmüş, toprağa katılmış belki ölümü üç günden sonra bile duyulmamış, ölüsü soğuk suyla yuyulmamıştır. Belki tersi olmuş. Bilen yok. Gören yok. Ama o varacağı yere ulaşmış.
Taptuğun tapusuna
Kul olduk kapısına
Yunus miskin çiğ idik
Piştik elhamdülillah
(Diyecek kadar dürüst, cesur ve özel bir insan Yunus Emre.)
Vardığımız illere
Şol safa gönüllere
Baba Taptuk manisin
Saçtuk elhamdülillah
…
Yunus bir doğan idi kondu Taptuk koluna
Avın şikira geldi bu yuva kuşu değil.
…
Yine esridi Yunus Taptuk yüzün görende
Baktığım yüzde gördüm Taptuğumun nurunu.
…
Bize kadir gecesidir bu gice
Ko erte olmasın seher gerekmez
Yunus esrüyüben düştü sokakta
Çağınr Taptuğunu ar gerekmez
Yunus Emre’nin Eserlerinden Bazıları
1
Biz kimseye kin tutmayız
Ağyar dahi dosttur bize
Kanda ıssızlık var ise
Mahalle-vü şardır bize
Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Kamu alem birdir bize
Vatan bize cennetdürür
Yoldaşımız Hak’dürür
Haktan yana yönilecek
Başka yollar dardır bize
Dünya bir avrattır karı
Yoldan iltir niceleri
Sürün gitsin öyleleri
Onu sevmek ardır bize
Yunus aydur Allah deriz
Allah ile kapılmışız
Dergahına yüz tutuban
Hemen bir ikrardır bize
2
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Su dibinde mahi ile
Sahralarda ahü ile
Abdal olup yahu ile
Çağırayım Mevlam seni
Gökyüzünde İsa ile
Tur dağında Musa ile
Elimdeki asa ile
Derdi öküş eyyüb ile
Çağırayım Mevlam seni
Gözü yaşlı Yakub ile
Ol Muhammed mahbub ile
Çağırayım Mevlam seni
Bilmişim dünya halini
Terk ettim kıyl ü kalini
Baş açık ayak yalını
Çağırayım Mevlam seni
Yunus okur diller ile
Ol kumru bülbüller ile
Hakkı seven kullar ile
Çağırayım Mevlam seni
3
Bir kez gönül yıktınısa
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil
Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil
Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hak’kı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil
Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Beli kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil
Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka matahların satar
Yükü gevherdir tuz değil
4
Dolap niçin inilersin
Derdim vardır inilerim
Ben Mevlaya aşık oldum
Anın için inilerim
Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap
Derdim vardır inilerim
Beni bir dağda buldular
Kolum kanadım yoldular
Dolaba ıayık gördüler
Derdim var inilerim
Ben bir dağın ağacıyım
Ne tatlıyım ne acıyım
Ben mevlaya duacıyım
Derdim vardır inilerim
Dağdan kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozanım
Derdim var inilerim
Dülgerler her yanım yondu
Her azam yerine kondu
Bu iniltim Haktan geldi
Derdim vardır inilerim
Suyum alçaktan çekerim
Dönüp yükseğe dökerim
Görün ben neler çekerim
Derdim vardır inilerim
Yunus bunda gelen gülmez
Kişi muradına ermez
Bu fanide kimse kalmaz
Derdim var inilerim
5
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır
Okumaktan murat ne
Kişi Hak’kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru emektir
Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen
Abes yere yelmektir
Dört kitabın ma’nisi
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır
Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Ma’nisi ne demektir
Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir
6
Acep şu yerde var mola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin
Gezerim Rum’ıla Şam’ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin
Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler kalmasın
Şöyle garip bencileyin
Söyler dilim ağlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garip bencileyin
Nice bu derd ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam
Şöyle garip bencileyin
Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin
Hey Emre’m Yunus biçare
Bulunmaz derdime çare
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin
7
Bana namaz kılmaz diyen
Ben kılarım namazımı
Kılarısam kılmazısam
Ol Hak bilir niyazımı
Hak’tan ayrı kimse bilmez
Kafir müselman kimdürür
Ben kılarım namazımı
Hak geçirdiyse nazımı
Ol nazı dergahtan geçer
Ma’ni şarabından içer
Hicabsız can gözüm açar
Kendisi siler gözümü
Gizli sözü şerheyleyip
Türlü nükteler söyleyip
Değme arif şerhetmeye
Bu benim gizli razımı
Sözüm ma’nisine erin
Bi-nişandan haber verin
Dertli aşıklara sorun
Bu benim dertli sözümü
Dost isteyen gelsin bana
Göstereyim dostu ona
Budur sözüm önden sona
Ben bilirim kendözümü
Yunus şimdi söyle sözün
Münkir ister istemesin
Pişir kurtar kendi özün
Arifler tatsın tuzunu
8
Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akılem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi
Gah eserim yeller gibi
Gah tozarım yollar gibi
Gah akanm seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi
Akar sulayın çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi
Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi
Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi
Mecnun oluban yürürüm
O yari düşte görürüm
Uyanıp melfil olurum
Gel gör beni aşk neyledi
Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aşk neyledi
9
Mansur idim ol zamanda
Onun için geldim bunda
Külümü göğe savurup
Ben enel Hak oldum ahi
Ne ola yanam dağılam
Ne dara çıkam boğulam
İşim bitince yürüyem
Teferrüçe geldim ahi
Mümin oldum yoksul iken
Benim oldu kevn ü mekan
Şarka vü garba ser-teser
Yere göğe doldum ahi
Suret topraktır diyeni
Gönlüm kabul etmez anı
Bu toprağın cevherini
Hazrete irdürdüm ahi
Nitekim ben beni buldum
Bu oldu kim Hak’kı gördüm
Korkum onu buluncaydı
Korkudan kurtuldum ahi
Yunus kim öldürür seni
Veren alır gene canı
Bu canlara hükmedeni
Kim idüğün bildim ahi
10
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni
Aşkın aşıklar öldürür
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni
Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin gün be gün endişem
Bana seni gerek seni
Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek senİ
Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni
Yunus’dürür benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni
11
Şol Cennetin ırmakları
Akar Allah deyu deyu
Çıkmış İslam bülbülleri
Öter Allah deyu deyu
Salınır Tüba dalları
Kur’an okur hem dilleri
Cennet bağının gülleri
Kokar Allah deyu deyu
Kimi yiyip kimi içer
Hep melekler rahmet saçar
İdris nebi hulle biçer
Diker Allah deyu deyu
Altındandır direkleri
Gümüştendir yaprakları
Uzandıkça budakları
Biter Allah deyu deyu
Aydan arıdır yüzleri
Misk-ü amberdir sözleri
Cennet’te huri kızları
Gezer Allah deyu deyu
Hakka aşık olan kişi
Akar gözlerinin yaşı
Pür nur olur içi dışı
Söyler Allah deyu deyu
Ne dilersen Hak’tan dile
Kılavuzla gir bu yola
Bülbül aşık olmuş güle
Öter Allah deyu deyu
Açıldı gökler kapısı
Rahmetle dolu hepisi
Sekiz Cennet’in kapısı
Açar Allah deyu deyu
Rıdvan-dürür kapı açan
İdris-dürür hulle biçen
Kevser şarabını içen
Kanar Allah deyu deyu
Miskin Yunus var dostuna
Koma bu günü yarına
Yarın Hakk’ın divanına
Varam Allah deyu deyu
12
Ali almış sancağını eline
Çekilip giderler mahşer yerine
Hasan’ı Hüseyn’i almış yanına
Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed
Kıyamet kopıcak canlar uyanır
Kamil derviş mürşidine dayanır
Yüzün yere koymuş Hak’ka yalvarır
Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed
Üryan olmuş yatar o zayıf tenler
Sararmış benizler söylemez diller
Mahşer yerine cem olmuş erenler
Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed
Yunus eder gelin kadrin bilelim
Fırsat elde iken tevhid edelim
Ruhu için salavat getirelim
Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed
Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü sözünün açıklaması için sanırım bu kadar yazmak yeterlidir.
“İnsanlara hoş görülü ve anlayışlı davranmak size de bunun olumlu bir şekilde geri dönmesini ve hayatı daha yaşanır bir hale gelmesini sağlayacaktır. Birkaç kez olumsuz sonuç almak sizi asla bundan vazgeçirmesin…”
Sürçi lisan ettiysek aşkola.
Bir Dost
NOT:
Bu yazı ilk olarak 14/12/2012 tarihinde Bir Dost tarafından yazılmıştır.






Bir Cevap Yazın