Mevlana Celaleddin-i Rumi

Elbette Mevlana’yı anlatmak bizim haddimiz olmadığı gibi, Mevlana’yı anlatacak sözleri yazmak için de kelimelerimiz yetersiz kalır. Ancak yine de O’nu kendi sözleriyle anlatmak sanırım en doğrusudur.

Sizce Mevlana dendiğinde akla gelen ilk sözün ait olduğu mısralara bakmak yeterli olabilir mi?

Ne olursan ol yine gel…

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız,
Ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel

Ben yaşadıkça Kur’an’ın bendesiyim
Ben Hz.Muhammed’in ayağının tozuyum
Biri benden bundan başkasını naklederse
Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir

Güneş olmak ve altın ışıklar halinde
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim

Gece esen ve suçsuzların ahına karışan
Yüz rüzgarı olmak isterdim.

“Mevlana dendiği zaman ilk önce, hemen herkesin bildiği yukarıdaki mısralar akla gelir veya “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” sözünün olduğu şu dizeler…”

Hz. Mevlana’nın 7 öğüdü…

Cömertlikte yardım etmede akar su gibi ol.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol..
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün…
Ya göründüğün gibi ol…

“Mevlana’nın yazdığı bu mısraları kelimelerle anlatmak mümkün mü? Hangi gönül bunları yazar diye düşününce akla şu sözleri gelir.”

Mevlana ve kalp…

Mevlana Celaleddin-i Rumi der ki;

“Beş Türlü Kalp Vardır”

Kalp vardır ölüdür
Kalp vardır hastadır
Kalp vardır gafildir
Kalp vardır mühürlüdür
Kalp vardır sapasağlamdır

Kafirin kalbi ölüdür.
Günahkarin kalbi hastadır.
Nasipsizin kalbi gafildir.
Kalbimizde perde vardır diyerek fena iş yapanın kalbi de mühürlüdür.
Allah Teala’dan korkup daima ibadette bulunan kimsenin kalbi de sağlam olan kalptir

“Biraz daha yakından tanımak isteyenlere 2 kıssasını paylaşmak yetebilir mi…”

Kıssadan hisseler;

“Mevlana’nın Gönlü

Adamın biri kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister.

O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordur. Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli “helal değildir” diyerek bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana’ya anlatır.

Mevlana verilen bu hediyeyi kabul eder. Adam yaşadığı bu olayda duyduğu şaşkınlıkla Mevlana’ya ineği Hacı Bektaş Veli’ye götürdüğünü ama O’nun bunu kabul etmediğini söyler. Mevlana’ya bunun sebebini sorar.

Mevlana adama şöyle der:

“Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.”

Adam bu sözler üzerine hayrete düşmüştür, üşenmez kalkar ve Hacı Bektaş Dergahı’na geri gider. Hacı Bektaş Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar.

Hacı Bektaş Veli adama şöyle der:

“Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.”

İşte Anadolu insanının gönlü de bu değerli insanları örnek aldıkları için o denli büyüktür.

Gerçek Dostluk nedir?

Mevlana ve bir öğrencisi, dostluğun ve arkadaşlığın konu edildiği bir söyleşiden çıkmışlar, yolda birlikte yürüyorlar. Biraz ileride yolun kenarında, iki köpeğin koyun koyuna sokulduğunu ve birlikte uyumakta olduklarını görürler.

Öğrencisi, biraz önceki söyleşinin de etkisi altında kalarak, bu görüntü karşısında çok duygulanır ve bu duygusunu Mevlana ile paylaşmak ister:

“Efendim şu manzaraya bakın. Ne denli yüce bir ders alınacak dostluk örneği, değil mi?”

Mevlana, öğrencisinin bu heyecanı karşısında hafifçe gülümser ve “kişisel çıkarların nice dostlukları yakıp kül ettiğini” anımsattıktan sonra ona ona şöyle der:

“Evlat, sen onların arasına bir kemik atıver de bak o zaman gör dostluklarını.”

Gerçek bir dost kimdir?

Şahsi çıkarlar karşısında sarsılmıyorsa, gördüğü olumsuz bir durumdan etkilenmiyorsa, ancak o durumda dostluk bir anlam ifade eder ve ancak o zaman onun adına ‘gerçek dostluk’ denir.

Hz. Mevlana’nın “Yakarış” başlıklı duası

‘Ey azık, güç ve dayanıklılık veren! Halkı bu dayanıksızlıktan kurtar. İki büklüm nefse, sebat gösterilecek işte ayakta durabilme gücü ver. Onlara sabır ver ve tartı kefelerini ağır yap. Onları, şekilcilerin düzeninden kurtar. Ey kerem sahibi, onları kıskançlıktan kurtar. Kıskançlıkta taşlanmış şeytan olmasınlar çünkü halk, yok olucu mal ve ceset nimeti içinde kıskançlıkla yanıyor. Padişahlara bak, ordu çekip götürüyor. Kıskançlıkla akrabalarını öldürüyorlar. Süslü güzellere aşık olanlar, birbirlerinin kanına ve canına kastetmiştir. Vis ile Ramin, Hüsrev ile Şirin, o aptallar kıskançlıkla ne yaptılar, oku. Aşık yok oldu, sevgili de kendileri de hevesleri de hiçtir. Pak Allah, yokluğu birbirine vurur, yokluğu yokluğa aşık eder. Samimi olmayan gönüllerde kıskançlıklar oluşur. Var, yoğu böyle çaresiz eder.”

Bir Dost

Sürçü Lisan ettiysek aşk ola

Kaynak:

Bu yazı ilk olarak 14/12/2012 tarihinde http://www.BirDost.com web sitesinde yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Trending

dost haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

dost haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin